Asırlardır
el emeğiyle örülen ve dillere destan olan Karamürsel Sepeti, geçmişin izlerini
günümüze taşıyor. “Ufacık tefecik gördün de Karamürsel Sepeti mi
sandın?” deyimiyle halk arasında ün kazanan bu geleneksel sanatın kökleri
Osmanlı’dan günümüze kadar uzanıyor. Yüzyılların
mirasını bugüne taşıyan son usta: Mehmet Ali Koygun unutulmaya yüz tutan bu
zanaati yaşatmaya devam ediyor.
GELECEK NESİLLERE MİRAS
Karamürsel Sepeti
yapımında doğal malzemeler kullanıyor; fındık dalları ve kökleri, özenle
toplanıp işleniyor. Her bir dalı sabırla şekillendiriyor. Mehmet Ali usta, Karamürsel
Sepeti’nin son temsilcilerinden biri olarak babasından öğrendiği bu zanaatı,
şimdilerde kendi çocuklarına ve meraklı gençlere öğretmeye çalışıyor. Kültürel
mirasın kaybolmaması için yıllardır emek veren Mehmet Ali Koygun, seminerler
ve kurslar düzenleyerek bu
zanaatı genç nesillere aktarmaya çalışıyor. Koygun, “Bu sanata sahip çıkmazsak, tarihimizi ve kültürümüzü
kaybederiz. Gençlerin ilgisini çekmek için modern tasarımlar da geliştiriyoruz,”
diyerek yaptığı işi yaşayan bir kültür olarak değerlendiriyor.
SARAYDAN GÜNÜMÜZE UZANAN HİKAYE
Karamürsel Sepeti’nin dilden dile
aktarılan hikâyesi, Osmanlı dönemine dayanıyor. Rivayete göre, Sultan
Abdülaziz Han Hereke’deki Av Köşkü’nde konaklayacağı bir seyahat için bölgeye
gelir. Bu haberi duyan Karamürsel halkı, padişaha olan sevgilerini göstermek
ister ve mevsimin en güzel kirazlarını özenle toplayarak, el emeği bir sepet
içinde hediye etmeye karar verir. İlçeyi temsilen seçilen kişiler, Hereke Av
Köşkü’nde padişahın huzuruna çıkar ve sepeti takdim eder.
Abdülaziz Han, sepetin küçük ve sadeliği
karşısında şaşırır. İçinde ne olduğunu merak eden Padişah, bir gümüş tepsi
isteyerek kirazların bu tepsiye dökülmesini emreder. Ancak sepetin içindeki
kirazlar tepsiye sığmaz, taşar. Bu manzara karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen
padişah şu meşhur sözleri sarf eder: “Sepeti ufak tefek gördük amma
içindekini tepsiye sığdıramadık.” İşte o günden sonra, halk arasında
“Ufacık tefecik gördün de Karamürsel Sepeti mi sandın?” sözü yerleşir ve bir
deyime dönüşür.
Karamürsel Sepeti, bir ilçenin köklerine
olan bağlılığının ve zamana meydan okuyan sanatının somut bir simgesi. Karamürsel’e yolu düşenlerin, buradan el
emeğinin izlerini taşıyan bir sepetle ayrılması hem bir hatıra hem de kültürel
bir destek olacaktır.
Muhabir:
Enes Kandemir