Kocaeli
Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen İletişim Festivali kapsamında,
“Türkiye’de Sivil Toplum ve Kalkınma Söyleşisi: Gönüllülük, Katılım ve Dijital
Medya” başlıklı seminer gerçekleştirildi. D-3 dersliğinde yapılan etkinlikte,
Habitat Derneği Sürdürülebilirlik Programı Proje Yöneticisi Ersin Kopuz,
öğrencilerle bir araya geldi.
Seminerde;
Türkiye’de genç olmanın ne anlama geldiği, gençlerin karşılaştığı zorluklar,
sivil katılımın sınırları ve dijital medyanın dönüştürücü potansiyeli ele
alındı. Gençliğin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda sosyolojik ve hukuki
bir yapı olduğuna dikkat çeken Kopuz, “Genç olmak, zamana ve mekâna göre
değişen bir süreçtir. Türkiye’de 12-24 yaş arası bireyler genç olarak kabul
ediliyor. Bu yaş grubunun büyük bir potansiyeli var” ifadelerini kullandı.
GENÇLERİN
ORTAK KAYGISI: GELECEK
Kopuz,
gençlerin en büyük kaygılarından birinin istihdam olduğunu belirterek,
“Herkeste ortak bir soru var: ‘İşim beni tatmin edecek mi?’ Bu konuda birçok
genç benzer kaygılar taşıyor” ifadelerini kullandı. Kendi kuşağının "Kandırılan
nesil" olduğunu ifade eden Kopuz, o dönemde iyi bir üniversite ve bölüm
kazanmanın eşittir; istihdam, statü, para ve mutlu bir hayat olarak
düşünüldüğünü, fakat sonrasında büyük bir hayal kırıklığı yaşandığını dile
getirdi. Mevcut kuşağın ise bu bilince sahip olduğunu ve karşılarında nasıl bir
sistem olduğunu fark ettiğini belirtti.
GENÇLERİN
KARAR SÜREÇLERİNE KATILIMI SINIRLI
Gençlerin
karar alma süreçlerine ne ölçüde dâhil olduklarına değinen Kopuz, katılımın
sadece oy vermekten ibaret olmadığını vurguladı. Siyasi partiler, sendikalar,
gençlik meclisleri, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve dijital
katılım gibi mekanizmaların aktif katılım için fırsatlar sunduğunu söyledi.
TÜİK
verileri ve çeşitli kamuoyu araştırmalarına göre, Türkiye’de gençlerin katılım
oranının oldukça düşük olduğunu belirten Kopuz, “Sosyal baskı, ekonomik
sorunlar, güven eksikliği ve ‘bir şey değişmez’ algısı gençlerin sürece
katılımını kısıtlıyor. Bu nedenle gençlerin yalnızca yüzde 9’u yönetim sürecine
dâhil oluyor” şeklinde konuştu. Katılımın sınırlı olmasının nedenlerini ise
fırsat eşitsizliği, güven eksikliği, ekonomik sorunlar ve eşitsiz yaşam
koşulları olarak sıraladı.
Bu noktada
dijital medyanın, her ne kadar tüm sorunları çözemese de etkileyebilme
açısından önemli bir araç olduğunu belirtti. Kopuz, çözümün sivil toplum
kuruluşları (STK) olduğunu ifade ederek, Türkiye’de sivil toplum kavramının
genellikle yardım ve hayırseverlik faaliyetleriyle ilişkilendirildiğini, ancak
bunun çok daha ötesinde bir anlam taşıdığını söyledi. Sivil toplumun yalnızca
etkinlik düzenlemek veya yardım toplamakla sınırlı olmadığını vurgulayan Kopuz,
“STK’lar; devletten hukuki olarak bağımsız, farklılıkları kabul eden, çoğulcu
ve gönüllülük esasına dayanan yapılardır. Toplumun çözüm üretmesinde etkili bir
rol üstlenebilir” dedi. Türkiye’de sivil toplumun kalkınma ve sürdürülebilirlik
perspektifinden yeterince değerlendirilmediğini de sözlerine ekledi.
Kopuz,
sivil toplumun devletin yetersiz kaldığı alanlarda tamamlayıcı bir rol
üstlendiğini, aktif katılımı artırarak vatandaşları sürece dâhil ettiğini ve bu
sayede toplumsal meşruiyet sağladığını belirtti.
SİVİL TOPLUM
SADECE YARDIMLA SINIRLI DEĞİL
Kopuz,
dünyada sivil toplumun farklı şekillerde adlandırıldığını da ifade etti.
Avrupa’da “Devlet Dışı Organizasyon” (NGO), Amerika’da ise “Gönüllü Kuruluş”
olarak tanımlandığını belirtti. Türkiye’de ise sivil toplum denildiğinde daha
çok dernekler, meslek kuruluşları, vakıflar, sendikalar ve siyasi partilerin
akla geldiğini söyledi. Türkiye’de yaklaşık 130 bin dernek ve 5 bin 500 vakıf
bulunduğunu aktaran Kopuz, bu yapıların büyük kısmının hemşerilik temelli
faaliyet gösterdiğini ve bunun da sivil toplumun potansiyelini
sınırlandırdığını ifade etti.
Bilgi
eksikliği, fırsat eşitsizliği ve ekonomik krizler gençlerin katılımını
engellese de, dijital medyanın bu durumu tersine çevirebileceğini söyleyen
Kopuz, şunları kaydetti:
“Çözümün
bir parçası olmak isteyen herkes STK’larda gönüllü olarak çalışabilir.
Gönüllülük, kişisel gelişim açısından da önemli katkılar sağlar. Araştırmalara
göre gönüllüler, bilgi ve becerilerini daha etkili kullanıyor ve daha anlamlı
bir yaşam sürdüklerini hissediyor”
Habitat
Derneği’nin 30 yıllık geçmişe sahip olduğunu belirten Kopuz, derneğin
dijitalleşme, girişimcilik, dijital dönüşüm ve kapsayıcı büyüme gibi alanlarda
faaliyet gösterdiğini ifade etti. Derneğin, Türkiye’deki özel sektör,
yurtdışındaki firmalar ve küresel ortaklarla iş birliği içinde çalıştığını da
sözlerine ekledi.
Etkinlik,
öğrencilerin sorularının yanıtlanmasının ardından, Kocaeli Üniversitesi
Gazetecilik Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Arş. Gör. Şefika Yurdakul’un,
katkılarından dolayı Ersin Kopuz’a teşekkür belgesi takdim etmesiyle sona erdi.
Muhabir:
Gurbet Nas
Fotoğraf:
Sabri Ülker