Kocaeli Üniversitesi Bilişim Teknolojileri Kulübü (BİTEK) tarafından düzenlenen “Vizyon” paneli, Halkevi Gençlik Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. İki gün süren etkinlikte, alanında uzman isimler katılımcılarla bir araya geldi.
DİJİTAL ÇAĞIN GÖRÜNMEZ KELEPÇESİ: SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI
Panelde konuşmacı olarak yer alan Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Bahadır Geniş, dijital bağımlılığın nörobiyolojik temellerinin detaylarını anlattı. Geniş, Geniş, beynimizdeki "haz odaklı" ilkel sistem ile "mantık odaklı" üst merkez arasındaki çatışmanın, telefon şarjı azaldığında yaşanan kaygının (nomofobi) asıl sebebi olduğunu belirtti. Sosyal medya kullanımının henüz resmi bir tanı almasa da yakın gelecekte kronik bir hastalık olarak literatüre gireceği uyarısında bulunuldu. Panelde, dopamin dengesini korumak için haftada bir gün "dijital detoks" ve düzenli fiziksel aktivitenin antidepresan kadar etkili olduğu vurgulandı.
KOCAELİ’NİN SPOR HAFIZASI: SAHADAN HABER ODASINA BİR ÖMÜR
Deneyimli gazeteci ve spor insanı Erol Kaçmaz, üniversite öğrencileriyle buluşarak spor haberciliğinin dünü ve bugününü anlattı. Daktilo ve makaralı film döneminden dijital yayıncılığa geçiş sürecindeki zorluklara değinen Kaçmaz, haberciliğin temelinin etik değerler ve "sahada olmak" olduğunu vurguladı. Kocaelispor’un 1999 depremi sonrası yaşadığı zorluklar ve Antalyaspor ile kurulan tarihi dostluk köprüsünü duygusal anekdotlarla paylaşan Kaçmaz, sporun sadece bir skor tablosu değil, toplumsal bir kimlik olduğunu belirtti. Ayrıca Kaçmaz, genç iletişimcilere, teknolojiyi kullanırken ahlaki değerleri koruma ve insan hikayelerine odaklanma tavsiyesinde bulundu.
SÖZEL TİM ile DİJİTALDE VAR OLMAK
“Hayat Paneli” bölümünde konuşan popüler içerik üreticileri "Sözel Tim" lakaplı Bahadır Demir ve Erva Kemer, üniversitemiz için dijital içerik üreticiliğinin şifrelerini paylaştı. Geleneksel eğitim kalıplarının yapay zeka çağında yavaş kaldığını savunan ikili, başarının anahtarının "deneyerek öğrenmek" ve "anlaşılma arzusu" olduğunu ifade etti. Yapay zekayı bir tehdit değil, "keskin bir kılıç" olarak tanımlayan ekip, dikey formatlı videoların ve samimi anlatıların geleceğin medya dilini oluşturduğunu belirtti. Panelde, dijital dünyadaki kötü yorumlarla başa çıkma stratejileri ve içerik üretiminde özgün kalabilmenin yolları interaktif bir sohbet eşliğinde öğrencilere aktarıldı.
GELECEĞİN ANAHTARI
Programın ikinci gününde “Hayat Paneli” bölümünde konuşmacı olan Kocaeli Üniversitesi Bilişim Sistemleri Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Hakan Gürel, nanoteknoloji ve kuantum bilgisayarların dünyayı nasıl dönüştüreceğini anlattı. Maddenin atom seviyesinde manipüle edilmesiyle (Biyomimikri) nilüfer çiçeğinin su tutmama özelliğinden leke tutmayan kumaşlar üretildiğini belirten Gürel, Moore Yasası’nın sınırlarına gelindiğine dikkat çekti. Geleceğin, kuantum makinelerin merkezde olduğu hibrit hesaplama sistemlerinde (HPC) olduğunu vurguladı. Siber güvenlikten malzeme bilimine kadar yaşanacak büyük kırılmanın eşiğinde olduğumuzu söyleyen Gürel, gençlerin bu "atom altı" dünyayı anlamasının küresel rekabetteki kritik önemine işaret etti.
YAPAY ZEKA SİSTEMİNDE “ORKESTRA ŞEFİ” OLMAK
Kocaeli Üniversitesi Teknopark Genel Müdürü Erçin Dinçer, yapay zeka ekonomisinin sunduğu milyar dolarlık fırsatları ve Teknopark desteklerini anlattı. İnce, yapay zekanın sadece bir sohbet aracı değil, karmaşık görevleri yöneten bir "ajanlar sistemi" olduğunu belirtti. Gelecekte kod yazanlardan ziyade, yapay zeka araçlarını bir orkestra şefi gibi yöneten uzmanlara ihtiyaç duyulacağını vurguladı. Üniversite öğrencilerinin ön kuluçka merkezlerinden nasıl yararlanabileceğini detaylandıran Dinçer, Z kuşağının teknolojik imkanları kullanarak küresel sorunlara çözüm üretebilecek potansiyelde olduğunu ve her türlü girişime kapılarının açık olduğunu ifade etti.
BİLGİNİN ÖTESİNDE BİR ARAYIŞ
Psikolog Muhammed Ünger, panelin kapanış oturumunda "bilgi yükü" ile "kendini bilmek" arasındaki ince çizgiyi tartıştı. Yapay zekanın her şeyi bildiği bir çağda, asıl erdemin "bilmiyorum" diyebilmek ve zihinsel bir boşluk (Default Mode Network) yaratabilmek olduğunu savundu. Ünger, empati kavramının ötesinde, yükü paylaşmak anlamına gelen "insaf" kavramının toplumsal ilişkilerdeki önemine değindi. Dibe vurmanın aslında yukarı çıkmak için bir gerilme evresi olduğunu belirten Ünger, öğrencilere modern dünyanın dayattığı "her şeyi bilme" stresinden kurtulup kendi gerçekliklerine ve insani bağlarına odaklanmaları çağrısında bulundu.
Muhabir: Adem Honaz
Fotoğraf: Adem Honaz