İletişim Fakültesi D-14 dersliğinde gerçekleştirilen “Sinema Zirvesi” kapsamında Kurgucu Naim Kanat ile Senarist Emre Kavuk öğrencilerle bir araya geldi. Soru-cevap formatında ilerleyen etkinlikte sinema eğitimi, kurgu süreçleri, set yönetimi, yapay zekâ ve senaryo yazımı üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
“SİNEMA ÖĞRENCİSİYSENİZ FİLM İZLEMEK ZORUNDASINIZ”
Sinema eğitiminin temelinde film izlemenin bulunduğunu söyleyen Kavuk, öğrencilere sürekli üretim halinde olmaları gerektiğini belirterek “Bir sinema öğrencisinin her gün en az dört film izlemesi lazım. Film çekmek de ancak çekerek öğreniliyor” ifadelerini kullandı. Senarist ayrıca, üniversite döneminin kısa film üretmek için önemli bir süreç olduğunu da ekledi.
BAĞIMSIZ SİNEMADA YÖNETMEN, ANA AKIMDA YAPIMCI BELİRLEYİCİ OLUYOR
Etkinlikte bağımsız sinema ile ana akım sinema arasındaki farklar da konuşuldu. Naim Kanat, bağımsız filmlerde yönetmenin estetik anlayışının ön planda olduğunu, ana akım yapımlarda ise seyirci beklentisi ve yapımcı taleplerinin belirleyici hale geldiğini söyledi.
Kanat, ana akım filmlerde izleyicinin sıkılmaması için plan süreleri, müzik kullanımı ve kurgu ritminin daha farklı değerlendirildiğini ifade etti.
"KURGU ZİHİNSEL BİR İŞTİR”
Kurgu sürecine ilişkin gelen soruları yanıtlayan Naim Kanat, bir filmin hızlı tamamlanmasının kaliteli olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Kurgu sürecinin yalnızca teknik bir işlem olmadığını vurgulayan Kanat, “Kurgu zihinsel bir iştir. Sahnenin duygusu olmuş mu, bir sonraki sahneyle doğru bağ kurulmuş mu, bunlara tekrar tekrar bakmak gerekir” dedi. Kanat ayrıca, iyi bir kurgunun kendini hissettirmemesi gerektiğini belirterek, “Filmi izlerken kurguyu hissediyorsanız o film muhtemelen kötü kesilmiştir” ifadelerini kullandı.
“YÖNETMENLİKTEN ÖNCE SETİ YÖNETMEYİ ÖĞRENMEK GEREKİYOR”
Söyleşide set ortamlarının zorluklarına da değinildi. Emre Kavuk, set yönetiminin yalnızca sanatsal kararlar vermekten ibaret olmadığını belirterek ekip yönetiminin önemine dikkat çekti. Kavuk, “Sette herkes farklı karakterde insanlardan oluşuyor. Yönetmenin işi sadece film çekmek değil, aynı zamanda o düzeni sağlamak” dedi. Bütçe konusunun açık şekilde konuşulması gerektiğini ifade eden Kavuk, düşük bütçeli işlerde ekip çalışanlarının temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemli olduğunu söyledi. Naim Kanat ise Türkiye’de yapımların kısa sürede tamamlanmaya çalışıldığını belirterek bu durumun set ortamını daha stresli hale getirdiğini ifade etti.
YAPAY ZEKÂ SİNEMA SEKTÖRÜNÜ NASIL ETKİLER?
Öğrencilerin sorularını yanıtlayan Emre Kavuk, yapay zekânın ileride senaryo yazabileceğini ancak insan deneyiminin ve yaşanmışlıkların önemini koruyacağını söyledi. Kavuk, dijital platformların izleyici alışkanlıklarını veri üzerinden analiz ettiğini belirterek buna rağmen özgün bakış açısının değerini kaybetmeyeceğini ifade etti. Naim Kanat ise gelecekte çok daha fazla içerik üretileceğini ancak özgün ve kişisel işlerin daha kıymetli hale geleceğini söyledi.
KURGU YÖNETMENİN BAKIŞINI TAŞIMALI
Etkinlikte yönetmen ve kurgucu ilişkisine dair de değerlendirmelerde bulunuldu. Naim Kanat, bir kurgucunun her filme kendi üslubunu dayatmasının doğru olmadığını belirterek asıl önemli olanın filmin kendi dünyasını oluşturması olduğunu söyledi.
Kanat, yönetmenin kurgu bilgisine sahip olmasının önemli olduğunu ifade ederek, çekim aşamasında planların bilinçli şekilde kurulmasının hem zaman hem de maliyet açısından avantaj sağladığını dile getirdi.
“HAYATTA SİZİ DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER ZAMANLA BİR HİKAYEYE DÖNÜŞÜYOR”
Senaryo yazım sürecine ilişkin soruları da yanıtlayan Emre Kavuk, fikirlerin gündelik yaşamdan ve kişisel deneyimlerden ortaya çıktığını söyledi. Kavuk, “Bir formülü yok. Hayatta sizi rahatsız eden ya da düşündüren şeyler zamanla bir hikâyeye dönüşüyor” sözlerini ekledi. Yazma disiplininin önemine değinen Kavuk, düzenli şekilde yazmayan, film izlemeyen ve okumayan kişilerin senaryo alanında ilerlemesinin zor olduğunu ifade etti.
Etkinlik, öğrencilerin sinema sektörüne dair deneyim ve sorularını paylaşmasının ardından katılım belgeleri verilerek sona erdi.
Muhabir: Şeydanur Gökmen
Fotoğraf: Adem Honaz