Ünlü Oyuncu Ayhan Taş Öğrencilerle Buluştu

.

Bu Gönderiyi Paylaş

İletişim Fakültesi’nde düzenlenen “Sinema Zirvesi” etkinliğinin üçüncü gününde Kardeş Payı, İşler Güçler gibi yapımlarda yer alan oyuncu Ayhan Taş öğrencilerle bir araya geldi.  Gerçekleştirilen etkinlikte Taş, oyunculuk kariyeri, doğaçlama tiyatro, stand-up deneyimleri ve meslek hayatına dair öğrencilerin sorularını yanıtladı. 

“ÇOCUKLUK HAYALİM DEĞİLDİ” 

Oyunculuğun çocukluk hayali olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Taş, Adana Yumurtalık’ta büyüdüğünü anlatarak şunları söyledi: 

“Ben Adana Yumurtalık’ta doğdum. İlkokul müdürü çocuğuyum. Bir balıkçı kasabasında dünyaya geldim. Orada siz de doğsanız balık gibi doğardınız. Oradaki çocukların hepsi su insanı gibidir. Ben öyle büyüdüm, suda büyüdüm. İyi bir balıkçı oldum. Denizle, suyla bedenim bütünleşti. Çocukken doğayı bilerek büyütüldük. Müzik de yapardık, denizle ve toprakla ilişkimiz vardı. Bunları hiçbir şey olmak için yapmadık. Hiç öyle bir hayalim olmadı.” 

“KENDİMİ HİÇ YETENEKSİZ HİSSETMEDİM” 

Eğitim sürecinden bahseden Taş konuyla alakalı olarak “Fizik okudum bir müddet. Sonrasında Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde tiyatro bölümüne girdim. Klasik tiyatro eğitimi alırken bir hocamız drama dersleri veriyordu. Daha sonra bizi tiyatro sporuyla tanıştırdı ve Mahşeri Cümbüş ortaya çıktı. Hep kendim yaptım, hiç kendimi yeteneksiz hissetmedim. Bu sanatı öğrendim ve yapıyorum” ifadelerini kullandı. 

“OYUNCULUK TERCİHİMDİR” 

Taş, stand-up sahnesinin kendisini zorladığını belirterek: 

“Oyunculuk bence ama bu bir ilişki kurma şeklidir. Oyunculukta da ilişki kuruyorsunuz ama stand-up daha zor. İlk stand-up’ımda hayatımda korkmadığım kadar korktum çünkü beni izleyen 8 bin kişi vardı. O an kızımı aradım. Kızımın ‘Korkma baba’ demesiyle rahatladım. Daha sonra küçük yerlerden büyük sahnelere çıkmam gerektiğini düşündüm ve 10 sahnede yer aldım. Bu yıl bir Amerika turnesi yapacağım. 400 kişiye kadar ulaşacağım artık.” 

“AKIŞI ENGELLEMEDİM” 

Öğrencilerin kariyer yolculuğuna dair tavsiye istemesi üzerine konuşan Ayhan Taş, hayatın farklı alanlarından beslenmenin önemine vurgu yaptı. Taş, yaşanılan her deneyimin ilerleyen yıllarda insana katkı sağladığını belirterek şunları söyledi: 

“Ben hiçbir şeyi yükselmek için yapmadım. Hayatta yaşadığınız her şey ileriki yaşlarda sizinle birlikte geliyor. Oyunculukta bir yeteneğim varsa bunda denizle, doğayla ve hayatla kurduğum ilişkinin de etkisi var. Çok şeyle ilgilenmek yaptığınız işe katkı sağlar. Kitap okumayı seven, kelime dağarcığını geliştirmeye çalışan biriyim. Kendimi hiçbir şeyden mahrum bırakmadım. Hayatı yaşama fırsatım oldu ve hâlâ yaşamaya devam ediyorum. Akışı engellemedim, hiçbir şeyden kaçmadım.” 

  “KENDİMİ TİYATRODA BULDUM” 

 Kendisini en iyi ifade ettiği alanın oyunculuk olup olmadığı sorusuna yanıt veren Taş, kariyer yolculuğunu ve tiyatroyla tanışma sürecini anlattı. Zaman içinde tiyatroya yöneldiğini belirten Taş, aslında farklı alanlara da ilgi duyduğunu ifade etti. 

“Eğer bir alanı branş olarak seçseydim, o alanda kendimi geliştirmek için gerekeni yapardım. Ancak fizik alanındaki eğitimimin yetersiz olduğunu düşündüğüm için bu yoldan vazgeçtim” diyen Taş, üniversite yıllarında eksik gördüğü noktaları kendi çabasıyla tamamlamaya çalıştığını söyledi. Bu süreçte müzik, mizansen ve tiyatro kulüpleri kurduklarını dile getirdi. 

27 yaşından sonra hayatına daha net bir yön verme ihtiyacı hissettiğini vurgulayan Taş, “İnsan bir noktadan sonra ‘Ben bir şey olmalıyım’ diyor. Ben de tam bu aşamada kendimi tiyatroda buldum. Ardından oyunculuk sanatını severek sürdürdüm” ifadelerini kullandı. 

“DOĞAÇLAMA BİR METOTTUR” 

Yazarlık yapmayı düşünüp düşünmediği sorusuna da yanıt veren Taş, konservatuvar öğrencileriyle birlikte yeni bir tiyatro ekibi kurduklarını açıkladı. Bu ekiple çok yönlü projeler üretmeyi hedeflediklerini belirten Taş, hem sahnede hem de ekran tarafında aktif olmayı planladıklarını dile getirdi. 

“Hem yazıp hem oynayacağız; aynı zamanda film, dizi ve program projeleri üretmeyi düşünüyoruz” diyen Taş, gençlere de önemli bir tavsiyede bulundu. Öğrencilik yıllarının değerine dikkat çeken Taş, “Bu yaşlarda okuyabildiğiniz kadar okuyun. Çünkü hayata atıldığınızda bu kadar geniş bir okuma fırsatı bulamayabilirsiniz” ifadelerini kullandı. 

Mahşeri Cümbüş’ü kurma amaçlarına da değinen Taş, insan zihninin hızlı gelişiminden ilham aldıklarını belirtti. “Biz bir oyun için üç ay prova yapıp üç yıl sahneliyoruz. Ancak insan zihni çok daha hızlı işliyor. Bu yüzden doğaçlamaya yöneldik” dedi. 

Doğaçlama tiyatronun önemine de vurgu yapan Taş, bu alanın yanlış anlaşıldığını ifade ederek, “Doğaçlama rastgele yapılan bir şey değildir; aksine belirli kuralları ve sistemi olan bir yöntemdir” şeklinde konuştu. 

“EN KEYİF ALDIĞIM ŞEY KOMEDİNİN BİR İŞE YARADIĞINI GÖREBİLMEK”  

Kendisini en çok yansıtan karakterin hangisi olduğu sorusunu da yanıtlayan Taş, özellikle doğaçlama tiyatronun dinamiklerine dikkat çekti. Sinema ve dizi oyunculuğunun birbirinden oldukça farklı olduğunu vurgulayan Taş, dizilerde karakterin zamanla oyuncunun önüne geçtiğini ifade etti. 

“Sinema oyunculuğu ve dizi oyunculuğu çok farklı. Dizide her hafta senaryo ezberledikçe karakteri içselleştiriyorsunuz ve bir noktadan sonra siz değil, karakter oynamaya başlıyor” diyen Taş, doğaçlama tiyatronun ise bambaşka bir disiplin gerektirdiğini belirtti. 

Doğaçlama tiyatronun temel sorularına değinen Taş, “Bu alandaki en önemli mesele ‘Ben kimim, neredeyim, ne yapıyorum?’ sorularına hızlıca cevap verebilmektir. Bunu on saniye içinde seyirciye aktarmak zorundasınız. Çünkü doğaçlamada dekor, sahne ya da kostüm gibi destekleyici unsurlar yok” ifadelerini kullandı. 

Etkinlik sonunda konuşmasını sürdüren Taş, komedinin insanlar üzerindeki etkisine değinerek, “En çok keyif aldığım şey, komedinin bir işe yaradığını görmek. İnsanların hayatına dokunabildiğimi hissetmek benim için çok değerli” dedi. 

Program, soru-cevap bölümünün ardından katılım belgelerinin takdim edilmesi ve Beşiktaş atkısı hediye edilmesiyle sona erdi. 

Muhabir: Şeydanur Gökmen 

Fotoğraf: Esila Ceren Avcu