Dijital Mecralardaki Tehdit Gündemde: Prof. Dr. Baştürk Değerlendirdi

.

Bu Gönderiyi Paylaş

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emel Ş. Baştürk, Nokta TV canlı yayınına konuk olarak dijital mecralarda artan riskler ve akran zorbalığı üzerine genel değerlendirmelerde bulundu. Baştürk, özellikle dijitalleşmeyle birlikte zorbalığın yeni boyutlar kazandığına dikkat çekti. 

AKRAN ZORBALIĞININ DİJİTAL ORTAMA TAŞINMASI 

Yüz yüze iletişimde saygılı davranan bazı çocukların dijital ortamda zorbalık yapabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Baştürk, akran zorbalığının yüz yüze yaşandığında telafi edilme ihtimalinin bulunduğunu, ancak dijital ortamda bunun çok daha zor olduğunu ifade etti. Paylaşımların binlerce kişiye ulaşabilmesi ve dijital içeriklerin tamamen silinmesinin güç olması, bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Dijital ortamda şiddeti tetikleyen unsurlara da değinen Prof. Dr. Baştürk, ailelerin çocuk yetiştirirken sıkça ekran kullanımına başvurduğunu ve bu süreçte çocuklarını yakından takip etmeleri gerektiğini vurguladı. Çocuğu oyalamak amacıyla ekran verilmemesi gerektiğini belirten Baştürk, aşırı ekran maruziyetinin dikkat dağınıklığına yol açarak gelişim üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini dile getirdi. 

SOSYAL MEDYADA GÖRÜNMEYEN TEHLİKE 

Prof. Dr. Baştürk, bazı uygulamaların sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle erişim engeli getirilmesi gerektiğini savundu. Discord gibi platformlarda tehdit ve şantaj içeriklerinin bulunmasının, bu tür kısıtlamaları gerekli kıldığını ifade etti. Canlı yayınlarda olumlu içeriklerin yeterince ilgi görmediğini belirten Baştürk, buna karşılık olumsuz davranış içeren yayınların daha fazla dikkat çektiğini ve izlendiğini söyledi. TikTok’u sorunlu hale getiren temel tutumun da bu olduğunu vurguladı. Ayrıca, canlı yayınlara yaş sınırlaması getirilmesi gerektiğini dile getirdi. Sosyal medyada kişisel deneyimlerini paylaşarak başkalarına yön veren kullanıcıları izlerken seçici olunması gerektiğine dikkat çeken Baştürk, bu platformların olumsuz etkilerine de değindi. Paylaşım yaptıktan sonra “Beğenildim mi, yorum yapıldı mı?” kaygısının artmasının, estetik algısının daha küçük yaşlara inmesine yol açtığını ve bunun da beden algısını olumsuz etkilediğini belirtti. 

DİJİTAL ŞİDDETİN SESSİZ GÜCÜ 

Dijital ortamda mesajların hızla yayılmasıyla zorbalığın etkisinin arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Baştürk, bu sürecin yalnızca fail ve mağdur arasında değil, izleyici kitlesinin de dahil olduğu bir yapıya dönüştüğünü ifade etti. Duygusal travmayı derinleştiren en önemli unsurun izleyici olduğunu vurgulayan Baştürk, yüz yüze zorbalığın bile can yakıcı olduğunu, dijital ortamda paylaşıldığında ise etkinin katlanarak büyüdüğünü belirtti. Ailelere yönelik uyarılarda bulunan Prof. Dr. Baştürk, çocukların dijital dünyada kontrolsüz şekilde yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi. Dijital denetim ile mahremiyet arasındaki dengenin korunmasının önemine işaret eden Baştürk, sosyal medya algoritmalarının bağımlılık yaratabildiğini dile getirdi. Kişilerin bağımlılık düzeylerini fark edebilmeleri için telefonlarını bir süre sessize alıp uzaklaştırarak ne sıklıkla kontrol etme isteği duyduklarını gözlemlemelerini önerdi. Yeni dönem şarkılara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Prof. Dr. Baştürk, geçmişte şarkıların daha fazla anlam, masumiyet ve duygusal derinlik taşıdığını ifade etti. Günümüzde ise dijital çağın hızlı tüketim alışkanlıklarının şarkı sözlerine yansıdığını belirten Baştürk, bazı şarkılarda yer alan şiddet unsurlarının dinleyiciler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini sözlerine ekledi. 

ZORBALIĞIN DERİNLEŞEN ETKİSİ 

Dijital medyanın akran zorbalığı üzerindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Baştürk, faili deşifre eden tüm detayların paylaşılmasını acının istismarı olarak değerlendirdi. Baştürk, failin giyim kuşamına dair bilgilerin verilmesinin, ona benzeyen başka bir çocuğun dışlanmasına yol açabileceğini ifade etti. Medyada zorbalık içeriklerinin kontrolsüz şekilde sunulmasının, bu tür davranışları meşrulaştırma riski taşıdığını belirten Prof. Dr. Baştürk, şiddetin hangi koşullarda ortaya çıktığının ve çözüm yollarının çok yönlü biçimde ele alınabileceği sağduyulu programlara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yayın sonunda aile, öğretmen ve öğrenci arasındaki iş birliğinin önemine değinen Prof. Dr. Baştürk, çocuğun dijital dünyada tamamen serbest bırakılması ile tamamen uzak tutulması arasında dengeli bir denetim kurulması gerektiğini söyledi. Öğretmenin yaptığı değerlendirmeler doğrultusunda aileye aktarılan bilgilerin dikkate alınmasının önemine işaret eden Baştürk, öğrenci-veli-öğretmen üçgenindeki sağlıklı iletişimin bu süreçte belirleyici olduğunu ifade etti. 

Muhabir: Nazan Genez