Evrensel Bilim Kurgu ve Fantastik Film Festivali BİO’da Düzenlendi

.

Bu Gönderiyi Paylaş

Baki Komsuoğlu Kültür ve Kongre Merkezi Akdeniz Salonu’nda Uluslararası Bilim ve Sanat Yaratıcıları Derneği’nin organizasyonuyla “5. Evrensel Bilimkurgu ve Fantastik Film Festivali” gerçekleştirildi.

GÜÇLÜ BİR ANLATI TÜRÜ: FANTASTİK ANLATI

Etkinliğin açılış konuşmasını Öğr. Gör. Dr. İren Dicle Aytaç yaptı. Birinci oturumda “Your Body My Mind”, “Once Upon a Time in Cyberspace”, “Heirate Mich” ve “Unsharable” filmleri izlendi.

İkinci oturumda gerçekleştirilen “Fantastik Anlatı ve Kurgu Aracılığıyla Dünyayı yeniden Okumak” söyleşisinde fantastik edebiyat ve sinemanın toplum, gerçeklik ve insan psikolojisiyle kurduğu ilişki ele alındı. Fen-Edebiyat Fakültesi Doç. Dr. Pelin Aslan Ayar’ın konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte fantastik anlatının yalnızca bir kaçış alanı olmadığı, aynı zamanda insanın dünyayı algılama biçimini dönüştüren güçlü bir anlatı türü olduğunu vurguladı. Etkinlikte, fantastik anlatının edebiyat ve sinema açısından önemine değinildi.

KAÇIŞ EDEBİYATI

Konuşmasının başında fantastik anlatıların neden bu kadar etkileyici olduğu sorusundan hareket eden Ayar, fantastik eserlerin insanların dünyayı görme biçimlerini değiştirdiğini söyledi. Fantastik anlatının uzun yıllar boyunca küçümsendiğini belirterek bu türün yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da “kaçış edebiyatı”, “çocukça” ve “gerçeklikten kopuk” olarak değerlendirildiğini ifade etti.

Fantastiğin akıl ve rasyonelliğin karşısında konumlandırıldığını belirten Ayar, “Fantastik, doğa yasalarını altüst eder, gerçeklikle hayal arasındaki sınırı aşındırır. Ancak bu durum fantastik anlatıları değersiz yapmaz. Tam tersine fantastik anlatılar bize gerçekliği yeniden düşünme imkânı sunar” dedi.

Ayar, fantastik eserlerin gündelik hayatın sıradanlığı içinde bir kırılma yarattığını belirtti.

MASAL, MİTOLOJİ VE FANTASTİK ANLATI ARASINDAKİ FARKLAR

Söyleşide fantastik anlatının mitoloji ve masallarla olan ilişkisi de ele alındı. Mitolojik anlatıların doğayı ve insanın varoluşunu açıklama amacı taşıdığını söyleyen Pelin Ayar, masalların ise doğaüstü olayları sorgulamadan kabul eden güvenli bir dünya sunduğunu belirtti.

Fantastik anlatının ise okuru sürekli bir kararsızlık içinde bıraktığını vurgulayan Ayar, “Fantastik anlatıda okur ya da izleyici sürekli şunu düşünür: Bu yaşananlar gerçekten oluyor mu, yoksa bir yanılsama mı? Fantastiğin temelinde bu kararsızlık vardır” ifadelerini kullandı.

Ayar, fantastik anlatının okuru pasif bir izleyici olmaktan çıkararak sürekli düşünmeye ve anlam üretmeye zorladığını söyledi.

DRAKULA VE FRANKENSTEIN ÖRNEKLERİNDEN BAHSEDİLDİ

Konuşmada gotik edebiyatın fantastik anlatıya etkileri de değerlendirildi. Frankenstein ve Drakula gibi eserlerin yalnızca korku hikâyeleri olmadığını belirten Doç. Dr. Ayar, bu eserlerin aynı zamanda toplumun bastırdığı korkuları görünür hâle getirdiğini ifade etti.

Drakula’nın yalnızca bir vampir hikâyesi olmadığını söyleyerek karakterin “öteki” korkusunu temsil ettiğini belirtti.

Frankenstein örneği üzerinden ise modern insanın kendi yarattığı güçlerden korkmasını değerlendiren Ayar, “Frankenstein yalnızca bir canavar hikâyesi değildir. İnsan aklının sınır tanımayan gücünü ve bu gücün kontrolden çıkma ihtimalini anlatır” dedi.

Ayar, bilimsel gelişmelerin bugün de benzer tartışmaları beraberinde getirdiğini belirterek yapay zekâ ve genetik müdahaleler gibi güncel meselelerin Frankenstein’daki korkularla benzerlik taşıdığını söyledi.

FANTASTİK ANLATI FİLMLERDE DE ETKİLİ

Söyleşinin ilerleyen bölümünde fantastik anlatının sinemadaki yansımaları ele alındı. “Matrix”, “Inception”, “Black Mirror”, “Pan’ın Labirenti”, “Harry Potter”, “Yüzüklerin Efendisi” ve “Game of Thrones” gibi yapımlar üzerinden değerlendirmelerde bulunan Ayar, fantastik anlatının sinemada da gerçeklik algısını sorgulatan güçlü bir araç olduğunu ifade etti.

“Matrix’in temel sorusu aslında çok basit: Ya gördüğümüz dünya gerçek değilse?” diyerek fantastik anlatıların insanların yalnızca filmlerdeki karakterlerden değil, kendi gerçekliklerinden de şüphe duymalarını sağladığını söyledi.

Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi gibi eserlerde alternatif dünyaların kurulduğunu belirten Ayar, bu yapımların modern insanın büyüye, mitolojiye ve anlamlı bir dünyaya duyduğu özlemi yansıttığını ifade etti.

Game of Thrones örneğinde ise fantastik anlatının iktidar, ahlak ve güç ilişkileri üzerinden ilerlediğini ve modern dünyadaki gri alanların fantastik anlatılarda da görünür hâle geldiğini belirtti.

FANTASTİK ANLATI YALNIZCA KAÇIŞ DEĞİL

Fantastik anlatının yalnızca eğlence ya da kaçış amacıyla değerlendirilmesinin eksik bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Ayar, fantastik eserlerin bireyin korkuları, arzuları ve bastırdığı duygularla yüzleşmesini sağladığını ifade etti.

 “Fantastik anlatılar bize içinde yaşadığımız dünyaya başka türlü bakmayı öğretiyor. Bildiğimiz, alıştığımız ve güvenli bulduğumuz her şeyi yeniden düşünmeye davet ediyor” dedi.

Söyleşi, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasının ve teşekkür belgesinin verilmesinin ardından sona erdi.

Etkinliğin üçüncü oturumunda ise “The Galactic Plectrum”, “Strive”, “Ceremony” ve “Zemheri” filmleri izlendi.

Muhabir: Şeydanur Gökmen

Fotoğraf: Nazan Genez