Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 5. Uluslararası Dijital Çağda İletişim Sempozyumu (CIDA 2026) kapsamında, “Yapay Zekâ, Kimlik ve Gündelik Hayatın Dönüşümü” başlıklı oturum gerçekleştirildi. Koordinatörlüğü Doç. Dr. Sevim Koçer başkanlığında düzenlenen oturumda, Doç. Dr. Nuran Öze, Doç. Dr. Gülseli Aygül Ernek Alan, Doç. Dr. Cemile Tokgöz, Arş. Gör. Dr. Hande Müge Yıldız ve Dr. Özlem Örçer’in çalışmaları üzerinden yapay zekânın sanal arkadaşlıktan kültürel temsile, annelik pratiklerinden toplumsal cinsiyete kadar uzanan etkileri ele alındı.
YAPAY ZEKÂ ARKADAŞ DEĞİL YARDIMCI OLARAK GÖRÜLÜYOR
Oturumun ilk konuşmacısı Doç. Dr. Nuran Öze, “Yapay Zekâ Destekli Sanal Arkadaşlık Deneyiminin İncelenmesi: AIC Ölçeğinin Türkçe Uyarlaması ve Psikometrik Özelliklerinin Değerlendirmesi” başlıklı çalışmasını sundu. 16 maddelik AI Companion Ölçeği’nin Türkçe uyarlaması kapsamında altmış üç kişiyle pilot uygulama yürüttüğünü belirten Öze, katılımcıların yüzde seksen altı’sının ChatGPT, yüzde kırk üçün ise Google Gemini kullandığını aktardı. Buna karşılık Character.ai ve Replika gibi doğrudan arkadaşlığa yönelik uygulamaların tercih edilmediğine dikkat çeken Öze, kullanıcıların yapay zekâyı empatik bir ilişkiden ziyade işlevsel bir yardımcı olarak gördüklerini ifade etti.
KÜLTÜREL KİMLİK TEMSİLİNDE PLATFORMLAR ARASINDAKİ FARKLILIKLAR
Doç. Dr. Gülseli Aygül Ernek Alan, “Üretken Yapay Zekâ Platformlarında Türkiye’nin Kültürel Kimliğinin Temsili” başlıklı sunumunda, yapay zekânın uluslara ilişkin bilgiyi seçen, düzenleyen ve aktaran bir ortam hâline geldiğine dikkat çekti. Araştırmasında üç farklı platformun Türkiye temsilini inceleyen Alan; ChatGPT’nin daha kurumsal, Gemini’nin daha tanıtıcı, Perplexity’nin ise daha ayrıntılı ve çok aktörlü bir anlatı kurduğunu dile getirdi.
AKŞI YÖNLENDİRMEK İÇİN ALGORİTMİK TAKTİKLER
Doç. Dr. Cemile Tokgöz; Doç. Dr. Gülşah Başlar, Dr. Öğr. Üyesi Burak Polat ve Arş. Gör. İrem Dölen ile birlikte yürüttükleri “Algoritmik Öznellik ve Taktikler” başlıklı ortak çalışmayı sundu. On sekiz yoğun kullanıcıyla derinlemesine görüşmelerin yapıldığı araştırmada, kullanıcıların algoritmik akışı yönlendirmek için özel stratejiler benimsediği aktarıldı. Katılımcıların birden fazla hesap açarak veya beğeni ve paylaşımlarını bilinçli kullanarak akışı şekillendirdikleri, içerik üreticilerinin ise paylaşım saatleri ve çapraz platform taktikleri geliştirdikleri vurgulandı.
ANNELİK PRATİKLERİNDE BİLİŞSEL OTORİTE VE YAPAY ZEKÂ
Arş. Gör. Dr. Hande Müge Yıldız, “Yapay Zekânın Annelik Pratiklerindeki Rolü: Bilişsel Otorite ve Karar Verme Süreçleri Üzerine Nitel Bir Analiz” başlıklı sunumunda, kişisel annelik deneyiminden hareketle yürüttüğü çalışmasının bulgularını paylaştı. Yapay zekânın annelerin bilgi arama ve karar alma süreçlerinde önemli bir danışma kaynağı hâline geldiğini belirten Yıldız, teknolojinin doktorun veya uzmanın yerini almadığını, ancak karar öncesi süreçte destekleyici bir mekanizma olarak tanımlandığını ifade etti.
YARATICI KENT POLİTİKALARINDA TOPLUMSAL CİNSİYET VE ETİK
Oturumun son konuşmacısı Dr. Özlem Örçer ise “Yapay Zekâ, Yaratıcı Kentler ve Toplumsal Cinsiyet: UNESCO ve Yaratıcı Kentler Ağı (UCCN) Belgelerinde Değişen Söylemler” başlıklı araştırmasını sundu. UNESCO’nun 2021 Yapay Zekâ Etiği Tavsiye Kararı, MONDIACULT 2022 ve 2025 bildirgeleri ile Yaratıcı Kentler Ağı’nın Braga Manifestosu’nu söylem analiziyle inceleyen Örçer, belgelerde yapay zekânın fırsat odaklı bir yaklaşımdan etik ve risk odaklı bir yönetim anlayışına evrildiğini kaydetti. MONDIACULT 2025 bildirgesinin yapay zekâ ile toplumsal cinsiyet bağını açık bir şekilde kurduğunu, ancak Braga Manifestosu’nda bu bağın zayıf kaldığını vurgulayan Örçer, yerel kent politikalarında daha somut ve kapsamlı adımların atılması gerektiğinin altını çizdi.
Oturum, sunumların tamamlanmasının ardından soru-cevap bölümüyle sona erdi.
Muhabir: Rümeysa Adıyaman
Fotoğraf: Rümeysa Adıyaman