Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 5. Uluslararası Dijital Çağda İletişim Sempozyumu (CIDA 2026), ikinci gününde düzenlenen “İnsan, Yapay Zekâ ve İçerik Üretim Pratiklerinin Dönüşümü” başlıklı oturumla devam etti. Oturumda, sağlık verilerinin korunmasından nitel araştırmalarda büyük dil modellerinin rolüne, yapay zekâ destekli spor yayıncılığından uluslararası öğrencilerin adaptasyon süreçlerine kadar geniş bir yelpazede akademik bildiriler sunuldu.
DİJİTAL SAĞLIK İLETİŞİMİNDE HASTA ÖZERKLİĞİN KORUMASI
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden Prof. Dr. Seldağ Güneş Peschke; Başkent Üniversitesinden Doç. Dr. Lutz Peschke ve Prof. Dr. G. Senem Gençtürk Hızal ile birlikte hazırladıkları ortak çalışmayı sundu. Peschke sunumunda, sağlık verilerinin dijitalleşme süreci, yasal düzenlemeler ve hasta gizliliği üzerine değerlendirmelerde bulundu. Dijitalleşmeyle birlikte sağlık verilerinin stratejik bir değer kazandığını belirten Peschke, yasal düzenlemelerin hızla gelişen teknolojinin gerisinde kaldığına dikkat çekti. Akıllı uygulamalar ve giyilebilir teknolojiler aracılığıyla toplanan hassas verilerin pek çok aktör tarafından işlendiğini belirten Peschke, hastaların bu süreçler hakkında şeffaf biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı. Peschke konuşmasında, “Hastalar sadece pasif bir veri kaynağı değil, verilerinin kullanım kararlarına doğrudan katılan hukuki aktörler olarak tanınmalıdır” ifadelerini kullandı.
OYUNCU ARAŞTIRMALARINDA İNSAN VE YAPAY ZEKA İŞ BİRLİĞİ
Dr. Berkan Şahin Keleş ve Doç. Dr. Gözde Sunal, yapay zekânın nitel analiz süreçlerindeki rolünü inceledikleri araştırmalarında, büyük dil modellerinin veri kodlama başarısını insan araştırmacılarla karşılaştırmalı olarak ele aldı. Araştırmada, “The Witcher 3: Wild Hunt” oyununa ait elli Steam kullanıcı incelemesi üzerinden hareketle Gemini, ChatGPT ve DeepSeek gibi büyük dil modellerine yapılandırmacı temellendirilmiş teori kodlaması yaptırıldı. Keleş; yapay zekâ ajanlarının özellikle kullanıcı arayüzü etkileşimleri, seviye sistemleri ve teknik metrikler gibi alanlarda oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. Buna karşın araştırmacılar; yapay zekânın duygusal nüanslar, ironi ve metafor gibi insani derinlik gerektiren noktalarda sınırlılıklar yaşadığına dikkat çekti. Çalışmada, büyük dil modellerinin insanın yerini tamamen alınmasından ziyade, nitel araştırmalarda veri temizleme ve ön kodlama aşamalarında güçlü birer yardımcı araç olarak konumlandırılabileceği vurgulandı.
BLOG TEORİSİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK: İKİNCİL SÖZLÜLÜK VE PLATFORM İLETİŞİMİ
Üsküdar Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Koray Kırmızısakal, “Blog Teorisini Yeniden Düşünmek; İkincil Sözlülük ve Platform İletişimi” başlıklı çalışmasını aktardı. Dijital platform iletişimi, blog teorisi ve ikincil sözlülük kavramları üzerinden günümüz iletişim dinamiklerini değerlendiren Kırmızısakal, Jody Dean’in 2010 tarihli Blog Teori çalışmasına atıfta bulundu.
Blogların ilk dönemlerinde internetin demokratik vaatleri ve merkeziyetsiz yapısıyla ilişkilendirildiğini hatırlatan Kırmızısakal, her yeni ve yoğun iletişimin mutlaka daha fazla demokrasi üretmediğini ifade etti. Genişleyen iletişim ağlarının kimi zaman siyasi talepleri soğuran ve etkisizleştiren bir döngüye dönüşebildiğini belirten Kırmızısakal, günümüz algoritmik platformlarında bu durumun daha da derinleştiğini söyledi. Kırmızısakal, Walter Ong’un “İkincil Sözlülük” kavramı çerçevesinde, platformlardaki kısa videolar, hızlı reaksiyonlar ve memler gibi anlık içeriklerin bu döngüyü radikalleştirdiğini dile getirdi.
YAPAY ZEKÂ GÜDÜMLÜ OTOMASYONLU SPOR YAYINCILIĞI
Arş. Gör. Ekin Dalman Akarsu, yapay zekâ güdümlü otomatik yayıncılığın alt lig spor medyasının politik ekonomisini ve anlatı yapısını nasıl dönüştürdüğünü aktardı. İsveç merkezli “Sportway” şirketini mercek altına alan Akarsu, geleneksel spor yayıncılığındaki çok kameralı, yüksek maliyetli ve geniş ekip gerektiren yapının yerini tek kameralı yapay zekâ sistemlerine bıraktığını ifade etti. İnsan operatörlerin bulunmadığı sistemde, yapay zekânın topu ve oyuncuları otomatik tespit ederek doğrudan canlı yayın gerçekleştirdiği kaydedildi.
Politik ekonomi ve insan-makine iletişimi ekseninde konuyu irdeleyen Akarsu, teknolojinin alt lig kulüplerine görünürlük ve ek gelir sağladığını aktardı. Buna karşılık sektördeki giriş seviyesi rollerin azalmasının genç yayıncıların deneyim kazanma alanlarını daralttığına değinen Akarsu; yapay zekânın taraftar coşkusu veya saha kenarı tepkileri gibi duygusal anları aktarmakta yetersiz kalsa da alt ligler ve amatör branşlar için sürdürülebilir yeni bir yayıncılık modeli sunduğunu belirtti.
ULUSLARARASI ÖĞRENCİLERİN İLETİŞİM ORTAĞI: SOHBET ROBOTLARI
Arş. Gör. Raisa Alatas ve Prof. Dr. İdil Sayımer tarafından yürütülen “Türkiye'deki Endonezyalı Uluslararası Öğrenciler Arasında Yapay Zekâ İnsan-Makine İletişimi” başlıklı araştırmanın bulguları da oturumda paylaşıldı.
Alatas, Türkiye'de öğrenim gören Endonezyalı öğrencilerin dil bariyerleri, akademik adaptasyon ve sosyal beklentiler karşısında yaşadıkları zorluklara değindi. Dil yapısındaki farklılıklar nedeniyle bocalayan öğrencilerin hızlı destek arayışına girdiğini belirten Alatas, sohbet robotlarının güvenli bir iletişim limanı haline geldiğini ifade etti. Öğrencilerin insani ilişkilerde karşılaşabilecekleri yargılanma endişesinden uzaklaşmak adına yapay zekâyı dil pratiklerini geliştiren, adaptasyon sürecini kolaylaştıran ve gündelik hayatlarını destekleyen güvenli bir iletişim partneri olarak benimsedikleri vurgulandı.
Oturum, katılımcılardan gelen soruların yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Muhabir: Hatice Bağata
Fotoğraf: Hatice Bağata