Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 5. Uluslararası Dijital Çağda İletişim Sempozyumu (CIDA 2026) kapsamında, “Dijital Dönüşümün İletişim Eğitimine Etkileri: Olanaklar ve Sorunlar” başlıklı panel gerçekleştirildi. İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD) Başkanı Prof. Dr. Aysel Aziz moderatörlüğünde düzenlenen panele; Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İdil Sayımer, Maltepe Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve İLDEK Üyesi Prof. Dr. Asaf Varol, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve İLAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Timisi, İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı ve İLAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nalan Büker, İletişim Fakülteleri Dekanlar Konseyi (İLDEK) Başkanı ve Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Senem Gençtürk Hızal, Televizyon İzleme Araştırmaları Komitesi (TİAK) Genel Müdürü Dursun Güleryüz ile Clytech Kurucu Ortağı Erdem Genç konuşmacı olarak katıldı. Panelde; yapay zekâ, dijital dönüşüm, müfredat güncellemeleri ve iletişim eğitiminin gelecekteki fırsatları ile yapısal sorunları ele alındı.
“YAPAY ZEKÂ ARAÇLARI KADAR KURAMSAL VE TOPLUMSAL BAĞLAM DA ÖĞRETİLMELİ”
Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İdil Sayımer, konuşmasının başında yaşanan olumsuz hava koşullarına rağmen teknolojinin sağladığı olanaklar sayesinde sempozyumun başarıyla sürdürülmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Fakültenin beş yıllık akreditasyon sürecinde müfredat ve ders programlarını büyük oranda yenilediklerini belirten Sayımer, akademisyenlerin içerikleri sürekli güncellemek durumunda olduğunu ifade etti. İletişim eğitiminin vizyonuna dikkat çeken Sayımer “İletişim fakültelerinin görevi öğrencilerine yalnızca yeni araçları öğretmek, sektörün istediği ve sektöre uyumlu bireyler yetiştirmek olmamalı. Bu araçların hangi ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal ilişkiler içinde işlediğini de göstermek olmalı. Dolayısıyla kuramdan ve kuramsal birikimden vazgeçmememiz gerektiğini, hatta kuramın bugün çok daha önemli bir hâle geldiğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
İLETİŞİM EĞİTİMİNDE YAPAY ZEKÂ VE ALGORİTMİK DÜŞÜNME BECERİSİ
Maltepe Üniversitesinden Prof. Dr. Asaf Varol, yapay zekânın eğitim süreçlerine sunduğu olanaklar ile beraberinde getirdiği zorlukları ele aldı. Yapay zekânın bilgiye erişimi, kişiselleştirilmiş geri bildirimi ve çoklu ortam anlatımını kolaylaştırdığını belirten Varol; öğrencilerin içeriğe derinlemesine hâkim olmadan ödev hazırlayabilmesi nedeniyle geleneksel ödev sistemlerinin geçerliliğini yitirdiğini, bu nedenle sınıf içi uygulamalı ölçme ve değerlendirme yöntemlerine geçilmesi gerektiğini ifade etti. İletişim fakültelerinin yalnızca sözel düşünceyle ilerleyemeyeceğini ve mevcut puanlama yapısı nedeniyle öğrencilerin analitik becerilerden yoksun kalabildiğini vurgulayan Varol “Öğrencilerimize sözel düşüncenin yanı sıra algoritmik düşünme gücü, sentetik medya okuryazarlığı ile etik ve hukuki ilkeleri kazandırmak zorundayız” dedi.
“YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA İNSAN ÖZERKLİĞİ VE ETİK İLKELER KORUNMALI”
İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. Nilüfer Timisi, yapay zekânın eğitim alanındaki hızlı gelişimi karşısında UNESCO’nun tavsiye kararlarına ve politika rehberlerine işaret etti. Yapay zekâ uygulamalarında temel ölçütün insan hakları, insan onuru, adalet, mahremiyet ve hesap verilebilirlik olması gerektiğini belirten Timisi; veri koruma, pedagojik uygunluk ve akademik dürüstlüğün önceliğini vurguladı. Yapay zekânın öğretmenin rolünü ortadan kaldırmadığını, aksine eğitimciyi bir yönlendirici ve rehber olarak yeniden konumlandırdığını ifade eden Timisi, gelişmiş ücretli yapay zekâ araçlarına erişebilenlerle erişemeyenler arasında derinleşen “dijital bölünme” riskine dikkat çekti. Bu durumun eğitimde fırsat eşitsizliklerini artırdığını belirten Timisi; teknolojik dönüşüm sürecinde insan özerkliğinin, kamusal erişimin ve etik ilkelerin feda edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“YAPAY ZEKÂ MESLEKLERİ DEĞİL, ÇIRAKLIK DÜZEYİNİ ORTADAN KALDIRIYOR”
İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, veri ve yapay zekâ okuryazarlığının iletişim eğitiminde zorunlu bir temel yetkinlik hâline geldiğini kaydetti. Yapay zekâ araçlarıyla film, animasyon ve görsel tasarım üretiminin yaygınlaşmasının mesleklerin yok olacağına dair bir kaygı doğurduğunu belirten Büker, asıl dönüşümün mesleğe giriş kademesinde yaşandığına dikkat çekti. Teknolojinin yoğun kullanıldığı kreatif alanlarda kaybolan unsurun meslek değil “çıraklık düzeyi” ve teknisyenlik olduğunu dile getiren Büker, “Giriş düzeyindeki pratik adımlar dönüştü. Bu nedenle iletişim fakültelerinde teknisyen değil; süreci yönetebilen, eleştirel düşünebilen ve yön verme becerisine sahip bireyler yetiştirmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
İLETİŞİM MÜFREDATINDA ÜÇ KATMANLI YENİ MİMARİ
İLDEK Başkanı Prof. Dr. Senem Gençtürk Hızal, yapay zekânın istihdam ve iletişim müfredatları üzerindeki yansımalarını Dünya Ekonomik Forumu verileri ışığında değerlendirdi. Yapay zekânın rutin operasyonel görevleri otomatikleştirdiğini, ancak yeni uzmanlık alanları açarak nitelikli istihdamı tetikleyeceğini belirten Hızal; mesleklerin klasik tanımlardan sıyrılarak bireylerin kendi rollerini inşa edeceği bir döneme girildiğini ifade etti. İletişim eğitiminde ezberci yaklaşımların yerini esnek modellerin alması gerektiğini vurgulayan Hızal, “Temel”, “Dijital” ve “Yapay Zekâ” boyutlarından oluşan üç katmanlı yeni bir müfredat mimarisine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Kuramsal birikim ve etik temellerin sabit kalacağını dile getiren Hızal; veri gazeteciliği, algoritmik yapılar, dijital kriz iletişimi ve etik denetim yetkinliklerinin müfredatlara entegre edilmesi gerektiğini söyledi.
“ÇOKLU EKRAN DÖNEMİNDE ANALİTİK VE ETİK SORUMLULUK ÖNCELİKLİ OLMALI”
TİAK Genel Müdürü Dursun Güleryüz, izleme alışkanlıklarının akıllı mobil cihazlara ve çoklu ekranlara kaymasıyla ölçüm teknolojilerinin de dönüştüğünü ve Türkiye’nin çoklu ekran ölçümü alanında dünyadaki öncü ülkeler arasında yer aldığını paylaştı. Sektörün yeni mezun iletişimcilerden beklediği niteliklere değinen Güleryüz, analitik düşünme ve veri okuma becerilerinin üniversiteye giriş ve eğitim kurgusunda önceliklendirilmesi gerektiğini aktardı. Dönüşüm sürecinde etik ve hukuki boyutun taşıdığı öneme dikkat çeken Güleryüz, ders programlarında telif, veri hukuku ve mesleki etik ilkelerine kapsamlı yer verilmesi gerektiğini vurguladı.
“YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA İLETİŞİMCİNİN SOSYOLOJİ VE FELSEFE BİLMESİ ŞART”
Clytech Kurucu Ortağı Erdem Genç, sektörde karşılaştıkları iş başvuruları ve yapay zekâ odaklı portfolyolar üzerinden gözlemlerini aktardı. Yapay zekâ araçlarıyla yeni mezunların görsel açıdan kusursuz içerikler üretildiğini, ancak çalışmanın kavramsal arka planı, hedef kitlesi ve stratejik amacı sorulduğunda sürecin tıkandığını belirten Genç, birbirinin kopyası portfolyolara rastladıklarını söyledi. İletişim eğitimine dair bakış açısının dönüştüğünü ifade eden Genç, “Eskiden fakültelerde salt teknik ve stüdyo derslerinin artırılması gerektiğini savunurdum; ancak bugün bu yaklaşımım değişti. Yapay zekâyı üretim sürecine entegre edecek bir iletişimcinin sosyoloji, psikoloji, antropoloji ve felsefe bilmesi şart. Çünkü ne yaptığını, hedef kitleyi ve üretimin kamusal amacını kavramak teknik araçları kullanmaktan çok daha kritik” dedi.
Panel; Prof. Dr. Aysel Aziz’in toparlaması, katılımcıların değerlendirmeleri ve soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Muhabir: Ecesu Elmas
Fotoğraf: Ecesu Elmas