CIDA’ nın İkinci Gününde Yapay Zekâ Çağında Siyasal İletişim ve Güvenlik Oturumu

.

Bu Gönderiyi Paylaş

Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 5. Uluslararası Dijital Çağda İletişim Sempozyumu (CIDA 2026) kapsamında, “Yapay Zekâ Çağında Siyasal İletişim, Algoritmik İktidar ve Güvenlik” başlıklı oturum gerçekleştirildi. Doç. Dr. Selahattin Okuroğlu başkanlığındaki oturumda,  Dr. Arzu Kalkan, Dr. Alican Özer, Arş. Gör. Dr. İsmail Uğur Aksoy, Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Aldemir, Prof. Dr. Recep Tayfun ve InTech ekibi (Ali Eren Arslan, Aysun Nur Baysal, Simge Özçelenk) ile Dr. Ali Yıldırım’ın çalışmaları üzerinden yapay zekânın siyasal iletişim, kamusal alan, seçmen kararları, ulusal güvenlik ve kolluk kuvvetlerinin faaliyetleri üzerindeki etkileri ele alındı.

ALGORİTMİK İDEOLOJİK İKNA VE SEÇİM İLETİŞİMİ

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü Uzmanı ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Misafir Öğretim Üyesi Dr. Arzu Kalkan, “2024 Amerikan Başkanlık Seçimlerinde Hakikat ve Siyasal İletişimin Diyalektiği” başlıklı araştırmasını aktardı. Seçim sürecindeki yapay zekâ üretimi görselleri inceleyen Kalkan, literatüre “algoritmik ideolojik ikna” kavramını kazandırdı. John B. Thompson’ın ideoloji analizini temel alan çalışmada, Donald Trump’a ilişkin görsellerde güç ve “koruyucu lider” temsilinin, Kamala Harris’e yönelik içeriklerde ise Sovyet estetiği üzerinden “ötekileştirici” sembollerin öne çıktığı belirtildi. Kalkan, izleyiciler içeriğin kurgusal olduğunu bilseler dahi bilinçaltı ikna mekanizmalarının işlediğini belirterek algoritmik medya okuryazarlığının geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

HİBRİT FAİLLİK VE İNSAN SONRASI KAMUSAL ALAN

Bağımsız araştırmacı Dr. Alican Özer  “İnsan Sonrası Kamusal Alan: Hibrit Faillik ve Demokrasi” başlıklı sunumunu paylaştı. Kamusal iletişimin artık yalnızca bireysel iradelerle değil; platform algoritmaları, teknik altyapılar ve kurumsal kararların kesişimiyle şekillendiğini savunan Özer, algoritmik failliğin ahlaki bilinç veya yasal sorumluluk taşımadığının altını çizdi. Bir içeriğin yüksek etkileşim ve görünürlük kazanmasının o grubun taleplerinin eşit karşılandığı anlamına gelmeyeceğini belirten Özer; demokratik bir değerlendirme için “katılım eşitliği” “görünürlük koşullarına müdahale hakkı” ve “hesap verebilirlik” olmak üzere üç temel ölçüt sundu.

SOL POPÜLİZM ÇERÇEVESİ DEĞERLENDİRİLDİ

Ankara Üniversitesinden Arş. Gör. Dr. İsmail Uğur Aksoy, “Sol Popülist Politik İletişimde Örnek Bir Lider İncelemesi: Toplumsal Muhalefetin Öncüsü Olarak Özgür Özel” başlıklı araştırmasını sundu. Siyasal iletişimi tek taraflı bir ikna süreci yerine çok aktörlü bir mücadele alanı olarak ele aldı. Chantal Mouffe’un sol popülist strateji yaklaşımı ve Norman Fairclough’un eleştirel söylem analizi yönteminden yararlanan Aksoy, kurultay sürecinden günümüze uzanan grup toplantıları ve miting konuşmalarındaki söylemsel stratejileri değerlendirdi.


ÜRETKEN YAPAY ZEKÂ VE GÖÇ TAVSİYELERİ

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Aldemir, “ChatGPT Göç Arzularını Yönlendiriyor mu? Üretken Yapay Zekâ ve Göç Tavsiyeleri” başlıklı sunumunda, dört farklı varsayımsal kullanıcı profili üzerinden üretilen yirmi dört yanıtı analiz etti. Doğrudan tavsiye talep edilmediği durumlarda dahi yanıtların tamamında yurt dışına göçün teşvik edildiğini ve hiçbir yanıtta Türkiye’de kalmanın nihai öneri olarak sunulmadığını aktaran Aldemir; bulguların kullanıcıları doğrudan yönlendirdiğini kanıtlamaya yetmeyeceğini, çalışmanın sınırlı yanıt ve tek modelle yürütülen bir ön araştırma olduğunu vurguladı.

ULUSAL GÜVENLİKTE ERKEN UYARI VE ALGORİTMİK SESSİZLİK

Maltepe Üniversitesinden Prof. Dr. Recep Tayfun’un takdimiyle InTech ekibinden Ali Eren Arslan ve Aysun Nur Baysal, “Algoritmik Sessizlik ve Ulusal Güvenlik” başlıklı ortak çalışmayı aktardı. Teknopark Ankara bünyesinde akademi-sektör işbirliği ile çalıştıklarını belirten ekip; kırsal alanlar ve sınır hatları gibi veri akışının zayıf olduğu bölgelerde algoritmik erken uyarı sistemlerinin riskleri tespit edemeyebileceğini kaydetti. Ulrich Beck’in risk toplumu kuramı ekseninde “algoritmik sessizlik” kavramını öneren araştırmacılar; veri körlüklerini erişim, temsil ve anlam boşluğu olarak sınıflandırdı. Sorunun aşılması adına yapay zekâ, açık kaynak istihbaratı ve insan gözlemini buluşturan denetlenebilir bir “hibrit zekâ” mimarisi önerildi.

SUÇLA MÜCADELEDE KOLLUK KUVVETLERİ VE YAPAY ZEKÂ ENTEGRASYONU

Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Öğretim Üyesi Dr. Ali Yıldırım ise “Suçla Mücadelede Yapay Zekâyı Kullanmak: Jandarma Genel Komutanlığının Yapay Zekâ Kullanımı” başlıklı bildirisinde, kolluk hizmetlerinde yapay zekânın rolünü aktardı. Dijital veri hacminin ve siber suçların arttığını belirten Yıldırım; KAHİN video analitiği, JADU akıllı devriye sistemi ve mevzuat tabanlı üretken yapay zekâ asistanı gibi uygulamaları paylaştı. Bu sistemlerin kaynak ve zaman tasarrufu sağladığını ifade eden Yıldırım; mahremiyet, gözetim ve algoritmik önyargı risklerine karşı tüm süreçlerin mutlaka kesintisiz insan denetiminde yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Oturum, sunumların ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümüyle sona erdi.

Muhabir: Rümeysa Adıyaman

Fotoğraf: Rümeysa Adıyaman